top of page
  • Instagram

GÖRDÜĞÜMÜZ ŞEYİN ARKASINDA NE VAR?

5 Eki
2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 3 gün önce

Yazan: Zerrin Avan


Bir görüntüye baktığımızda önce gördüğümüz şeyi tanımlarız.

Bir sandalye. Bir elbise. Bir resim. Bir desen. Bir oda.


Oysa gördüğümüz şey yalnızca bir nesne değildir. Arkasında onu görünür kılan bir dizi karar vardır:

renk, biçim, malzeme, oran, ritim, ışık, boşluk ve dönem.

Bir elbiseye baktığımızı düşünelim.


İlk anda dikkatimizi rengi çekebilir. Fakat o rengin neden orada olduğunu sorduğumuzda görüntü açılmaya başlar. Renk, biçimi öne çıkarmak için mi kullanılmıştır? Kumaş ışığı emiyor mu, yansıtıyor mu? Siluet bedeni izliyor mu, yoksa ondan bağımsız yeni bir form mu kuruyor? Desen yüzeyde yalnızca süs müdür, yoksa gözün hareketini yönlendiren bir ritim mi yaratır?


Aynı sorular bir tabloya, bir vazoya, bir mobilyaya hatta bir mekâna da sorulabilir. Çünkü görsel kültürde nesneler birbirlerinden bütünüyle bağımsız değildir. Bir dönemin resminde karşılaştığımız renk ilişkisi yıllar sonra bir tekstil deseninde karşımıza çıkabilir. Mimarlıkta gördüğümüz geometrik düzen bir çantanın konstrüksiyonunda yeniden belirebilir. Doğadan alınmış kıvrımlı bir çizgi önce bezemeye, sonra mobilyaya, ardından çağdaş bir giysinin siluetine dönüşebilir.


Burada önemli olan, birinin diğerini doğrudan taklit etmiş olması değildir.

Önemli olan görsel düşüncenin nasıl dolaştığını fark etmektir.


eye-level view of a painter working on a colorful canvas
renkli duvar resmi

BAKMAK İLE GÖRMEK ARASINDA

Görmek çoğu zaman hızlıdır.


“Güzel.” “Zarif.” “Modern.” “Eski.” “Bunu sevdim.”

Görsel okuma ise biraz daha uzun sürer.


Neden zarif bulduğumuzu, neden eski olduğunu düşündüğümüzü, hangi çizginin bizi belirli bir döneme götürdüğünü araştırmaya başladığımız anda görüntünün yüzeyinden arkasındaki yapıya geçeriz. Bir nesne artık yalnızca “ne olduğu” ile değil, nasıl kurulmuş olduğu ile ilgimizi çekmeye başlar.


Renge bakarız ama renk ilişkisini de görürüz.

Biçime bakarız ama biçimin boşlukla kurduğu ilişkiyi de fark ederiz.

Desene bakarız ama tekrarın ritmini izleriz.

Bir giysiye bakarız ama onun beden üzerinde oluşturduğu geometrinin farkına varırız.

Bir iç mekâna bakarız ama nesnelerin birbirleriyle kurduğu görsel dengeyi okumaya başlarız.

Ve bazen çok tanıdık görünen bir şeyin arkasından yüzyıllar çıkar.


GÖRÜNTÜNÜN HAFIZASI VARDIR

Bugün çağdaş bulduğumuz pek çok biçimin geçmişte bir karşılığı vardır. Ancak bu, “her şey daha önce yapılmıştı” demek değildir.

Tam tersine.


Her dönem geçmişten kalan biçimleri yeniden seçer, sadeleştirir, büyütür, parçalar, başka malzemelere aktarır ve kendi görsel dilini kurar. Bu nedenle sanat tarihi yalnızca geçmişte üretilmiş eserleri anlamanın bir yolu değildir.

Bugün neye baktığımızı anlamanın da araçlarından biridir. Bir rengin neden tanıdık geldiğini, bir desenin hangi görsel geleneği hatırlattığını, bir formun neden bize modern ya da tarihsel göründüğünü araştırırken geçmiş ile bugün arasında görünmeyen bağlantılar kurmaya başlarız.

AVANZADEM tam olarak bu noktaya bakıyor:

Nesnenin kendisine değil yalnızca; onu oluşturan görsel düşünceye.


Çünkü bazen gördüğümüz şey bir elbisedir.


high angle view of a modern interior design with artistic decorations


Ama arkasında bir dönem vardır.

Bazen bir desendir.

Arkasında bir coğrafya, teknik ya da estetik anlayış vardır.

Bazen yalnızca bir renktir.

Ama o renk başka bir zamanda bambaşka bir anlam taşımıştır.

Gördüğümüz şey yüzeyde başlar.

Asıl hikâye, “Neden böyle görünüyor?” diye sorduğumuzda ortaya çıkar.


AVANZADEM Sanat Seni Yakalar.



KEŞFET

Yorumlar


bottom of page